20 Aralık 2014

23. AY



Elleri elimde minik bir adam var yanımda yürüyen.Her yere beraber gidiyoruz,bir nevi yapışık ikiz gibiyiz.Bazen çok yoruluyorum bazende o kadar sakin bir gün geçiyoruz ki şaşırtıyor beni.
Kuzey ''anne'' demeye başladığından bu yana bu kelimeyi her gün defalarca duyuyorum.
Ama anne demesi o kadar tatlı ki.Sanki arkasından bir dünya şey anlatacakmış gibi.
                    Bu ay yapılacaklar listesinin başında Kuzeyi memeden kesmek var.Bu bence her annenin korkulu rüyası.Bende korkuyorum nasıl atlatacağız? nasıl unutacak? nasıl uyuyacak? diye onlarca soru var kafamda.Bilmiyorum ''emzirme sevdalısı bir annenin itirafları'' nı okudunuz mu? Ha! işte orda resmen anlatılan sanki benim.O kadar güzel anlatmış ki Damla Çeliktaban.Emziren bir çok anne altına imzayı basar.Bir annenin bebeği için yaptığı fedakarlıklardan sadece biri belki.Ama emzirirken aynı zamanda normal bir hayata devam etmek bence imkansız.En azından meme delisi bebeklerin anneleri için imkansız.Neyse umarım kolay atlatırız ikimizde bu süreci.
                   Ekim ayı benim koşturma zamanlarım.Çünkü önümüzdeki ay Kuzey'in doğum günü.
Mekan bulunacak,menüye karar verilecek,konsept ne olacak,pastası,kıyafeti,davetli listesi,ayakkabısı,benim  ve babamızın kıyafeti,matbaası,uçan balonu ıvırı zıvırı  derken hepsini tek başıma yapmak ancak koşturunca mümkün olabiliyor.
Aslında bu sene aile arasında bir kutlama yapmak istiyordum.Yine işler çığırından çıktı.İpin ucu birazcık kaçtı.Neyse bu sene de böyle yapalım artık seneye daha ufak bir şeyler ayarlarız dedik.Aslında bu koşturmacayı yorulsamda seviyorum.
                    İnanamıyorum... Zaman eskidende bu kadar hızlımıydı?Sanki Kuzey'den sonra dört nala koşmaya başladı.Biraz yavaşlasa ya....

22. AY



                         Bu aylar bavul toplama,boşaltma,yeniden toplama yeniden boşaltma şeklinde ilerliyor benim için.Özellikle bu hareketlilikten çok yoruluyorum.Yerinde duramayan kıpır kıpır minik bir erkekle uğraşırken diğer bütün işlere aynı anda yetişmeye çalışıyorum.Tek başına çocuk bakmanın çok zor yanları olduğu gibi keyifli yanlarını daha çok hatırlamaya çalışıyorum ben.Her yeni kelimeyi, her bir yeni hareketi anında görüp kaydetmek ve bundan keyif duymak.O gün yapmadığı kahvaltısı için üzülürken, öğlen içtiği sebze çorbasına sevinmek.Yarın akşam yemek üzere yoğurdunu bir önceki geceden mayalamadan uyuyamamak gibi.
                       Bu yazıyı yazarken kafamdan şöyle bir Kuzey'in yemekten keyif aldığı yiyecekler neler diye geçirdim.Meyve!.Üzüm,böğürtlen,mandalina ve tabiiki muz.Hatta Kumbaba'nın sokaklarında sabah yürüyüşümüzü yaparken böğürtlenleri toplayıp cebimize doldurduk Kuzey'le.Ama eve kadar asla sabredemiyor yıkamadan silip ağzına atıcakmışım.
Ayran,yoğurt en sevdikleri.Su içmeyi de çok sever.Çoğunlukla akşam uyumadan yarım saat önce muzlu muhallebisini yer ve uyur.Bazen içine fındık,ceviz,pekmez eklerim.O gün ki yediklerine göre şekillenir.
Bazı sabahlar hala irmikli mamasından yapıyorum.Bu mamayı yapmak mutfakta çok fazla bulaşık çıkarıyor ama en nihayetinde yumurtasını bu şekilde yedirmiş oluyorum.

                     

                     Kuzeyin yedikleri içtikleri şöyle bir yana dursun, iki yaşına yaklaşmaya başladığı şu günlerde yavaş yavaş o sendromda içine alıyor sanki bizi.Biraz biraz inatlaşmalar,tutturmalar,tutturduğu şeyi asla unutmamalar,arada bir tokatlamalar geliyor.Bir an geliyor bunların hepsi.Öyle bir an işte.Engellemeye çalışmak dahada içinden çıkılmaza sokuyor durumu,bazen görmezden geliyorum.Çünkü o zaman daha çabuk unutuyor.
Eylül ayı şimdi denizin en güzel zamanı.Hala denize girip yüzebiliyoruz,hala bütün gün bahçede koşturuyoruz.Sabahları taş fırından sıcak simit alıp kahvaltımızı taçlandırıyoruz.En çok Kuzey için mutlu oluyorum burada.Kışı düşününce içim sıkılıyor şimdiden.Evde nasıl vakit geçireceğiz diye kara kara düşünüyorum.En azından burada rehavete kapılmıyoruz.Dışarı çıkabilmek cebine telefonu alıp ayağına bir terlik geçirmekten ibaret.İstanbul'da dışarı çıkmak en az 1 saat hazırlanmak demek.Keşke hep yaz olsa...



                       Eylül ayının ortalarında bile hala denize girebiliyorum.Artık Kuzeyi çok fazla getirmiyorum.Öğleden sonra rüzgarlı bir hava ve bol dalgalı bir deniz var.Biraz yüzüp biraz güneşlenip eve dönüyoruz.Bu arada O evde babannesiyle kalıyor,bahçede koşturuyor.
                        Çok konuşuyor kuş gibi hiç susmuyor.Ama söylediklerinden ben dahil hiç kimse bir şey anlamıyor.Beni kalbimden vuran en favori kelimesi ''anne'' sanırım :)

Kuzey umarım bu yaz denize suya doymuşsundur oğlum.Balık gibi hiç çıkmadın çünkü.Denize gidemediysek bahçeye devasal havuzunu kurduk.

Biz geçen ay 2. yaşımızı kutladık.Hatta 25 aylık oldu Kuzey.Maalesef biraz geriden gidiyoruz blogta.Bakalım... anı yakalayacağım :) söz verdim kendime :)



2 Kasım 2014

Memeden Kesme Hikayesi-Vol 2

              Son bir aydır bu aşamayı daha kolay atlatmamıza faydası olacağını düşünürek Kuzeyi emzirdikten hemen sonra masal anlatarak uyutmaya çalışıyordum.
Tabii hemen öncesinde ağlama krizleri,hırçınlaşma,kendini yerlere atma hiç biri kar etmezse bana tekme tokat atma girişimlerinden sonra yorulup uyuyakalıyordu.Bazende bunlara hiç gerek kalmadan ilk on dakika için emerken uyuyakalıyordu.
              29 Ekim günü akşam uykusunda bi beş dakika emzirdim.Ve karnı tok olduğu ve sanırım uyumakta istemediği için oyuna başladı.Zaten bir kaç aydır düşündüğüm ve gözümde büyüttüğüm  ama nasılsa daha zamanı var diyerek ötelediğim memeden kesme olayımız işte tam zamanı dedirtti bana.Doğru zaman tamda şu an.Son bir aydır akşam uykularında bazen biraz emzirip sonra koltuğa oturup onuda kucağıma alarak masal anlatıyordum Yine bu akşamda böyle yaptım.Tabii itirazlar,kendini yerlere atmalar,bana vurmalar,ağlama krizleri...böyle anlatırken hiç biri yokmuş gibi geliyor.Ben biraz yatışmasını beklerken dahada hiddetlendi.İkimiz içinde kolay değil tabii.Emme delisi bir bebe var karşımda.Bense emzirme sevdalısı bir anne olarak artık havlu atıyorum. Kendi kendimi telkin ettim hep pes etme,
''bunları hep yapacak,sakin ol,sakın teslim olma,alışacak''
Baktım kucağımda oturmayacak,karyolasına yatırdım bende yanına uzandım,bi kaç tokatta orada yedim :)
              Bu şekilde bir saat savaş verdikten sonra yoruldu ve umudu kesip uyuyakaldı.Bir saat geçmeden avazı çıktığı kadar ağlayarak uyandı,yanına gittim.Baktı ki yine meme yok daha da sinirlendi.Beni görünce aklından atamayacak diye düşündüm.Babasının kucağında, evi bir kaç tur dolandıktan sonra ağlaya ağlaya uyudu.Herhalde şu meme kesme evresinin en zoru ilk akşam yaşanıyor.Yani ilk akşamı atlatırsam sonrası daha kolay olacaktı,biliyordum.Gece bir defa daha uyandı.Babası aldı onu karyolasından ve yanımıza yatırdık.Kendi kendine ''dıgıl dıgıl bıdık bıdık de dıkı dıkı dee'' bir şeyler anlattı sonra yine uyuyakaldı.
Sabah her zamanki gibi sekizde uyandı biraz ''mime mime'' dedi.Hemen kalktık ve kolayca unuttu o an.
İlk günü bu şekilde atlatıktan sonra , bugün öğle uykusunda aklına yeniden gelecekti...

              Endişeyle karışık bir hayal kırıklığı yaşıyorum.Dün bir eczaneye başımın ağrısı için ilaç almaya girdim.Annemle konuşurken saçlarımın çok döküldüğü geldi aklına.Bi çare bioxcin alalım dedik.Gerçi kullanmama rağmen şu ana kadar pek bir faydasını gördüğümü söyleyemem ama,her neyse.Birde yeni çıkanını deneyin dedi eczacı hanım ve Kuzey'i görünce emziriyor musunuz? diye sordu.Evet ya emziriyorum ühüü..Görüldüğü üzere ''geceleri kollarım üşüyordu''dan daha geçerli bahanelerim var.

Bir Memeden Kesme Hikayesi-1

                Evet bizim hikayemiz tam tamına iki yıl sürdü.Aslında kafamdan geçen o kadar çok şey var ki bununla ilgili.Sanırım artık ben düşündüğünü yazıya dökemeyen biriyim.
Biraz duygusal oluyormuş anne kişisi, her neyse.
                Biraz katıyım ben,birazda kuralcı.
Kuzeye hamile olduğumu öğrendiğimde en çok kafa yorduğum şeylerden biri O'nu besleyebilme kısmıydı herhalde.
"Emzirmek!Emzirmeliyim!Kesinlikle anne sütü almalı.Emzirmek çok zordur asla vazgeçmek yok.Pes etmeyeceğim.Bütün zorluklarına rağmen bu sınavı atlamalıyız" gibi.
Sürekli kendimi telkin ediyordum,Yoksa kendime gaz veriyordum mu demeliyim?
                Neyse,Kuzey'in doğduğu ilk gün başladı bizim hikayemiz.Şanslıyım, oğlum gerçekten çok çaba gösterdi emebilmek için.Hatta o kadar çabanın sonunda Kuzey,ben ve meme supersonic bi üçlü olduk.Hayatı göğsümde yaşamaya başladı,kamp kurdu oraya.Özellikle ilk aylar memeden ayrı kaldığı zaman zarfı 3 saati asla geçmemiştir.Oda sadece geceleri.Gündüz neredeyse bütün gün memedeydi.Geceleri 3 saatten fazla uyuduğu zamanlardaysa ben uyanıp süt sağıyordum.Hayatım adeta meme,promalt,süt,pompa,süt saklama kapları ve steril makinemle çevrelenmişti.Arta kalan zamanlarda ise gaz,çiş,kaka maceralarımla çok mutluydum.
                 Bir dönem dışarı çıkmak, sadece emzirme odalarında Kuzey'i emzirmek ve alt değiştirmekten ibaretti.
İlk 6 aydan sonra biraz hafiflemekle birlikte 7. aydan sonra tam anlamıyla biraz daha nefes aldım diyebilirim.Ek gıdalara geçmiştik nihayetinde.Emzirme aralıkları azalınca anneninde bir nebze dinlenmek için vakti oluyor.Yok yok hayır olmuyor.O kalan vakitlerde yoğurt mayalamak,en sağlıklı kahvaltı,en organik sebze çorbası derken böyle geçip gidiyor.Ek gıda sonrası emme sıklıkları azaldığından göğüsler doluyor doluyor ve tıkanıklık başlıyor.Benimde başıma geldi ve o acı biraz beter bir acı gerçekten.Ek gıda sonrası boş geçen bir emme seansının ardından, pompa yardımıyla biraz sağma işlemi yapmak mastit oluşumu engelleyecektir mutlaka.
                Emzirmenin ne kadar pratik bir hareket olduğunu daha iyi anlıyor anne.Yani mutfakta hatırı sayılır bir mesai harcamaya başlıyorsun.İlk etapta bir kaşık çorba tadabilmesi için ciddi bir uğraş sarfediyorsun.Düşündükçe en doğalını bulmak,hazırlamak,pişirmek... için sarfettiğim çaba,
yedirmek ve temizlemekten daha kolayıma gelir hala benim.Bu kısmı tamamen ayrı bir macera çünkü.
                Dediğim gibi ilk aylarda göğsüme kamp kuran oğlumla gündüzler geceye geceler gündüze karışmıştı.Uyku düzeni olmayan ve sürekli memeye yapışık uyumak isteyen bir bebeyle ilk aylar böyle yorucu ve kaos içinde geçti.O düzen düzensizliktir tanımının sonuna kadar hakkını verdik oğlumla.Yardımcısız ve yardımsız tam iki sene sonunda bunları birer anı olarak yazmak ayrı bir keyif benim için.
                 Emzirebilmenin keyfi benim bütün yorgunluğunu aldı ve kuralcı yanımın kafama koyduğu o iki yaş sınırı dolu dolu iki sene niyahetinde bitti.
Biraz hüzünlüyüm ama geçecek.




28 Ekim 2014

20.AY



Kuzey'i musluktan akan sudan, herhangi bir su birikintisinden çıkarabilmek için olağanüstü çaba sarfetme dolayısıyla, annenin saç baş dağıtma sezonu açılmıştır.
Oyuncaklardan çabuk sıkılmasına rağmen suyla oynamaktan asla sıkılmıyor.Mutfaktaki lavaboya su doldurup kepçeyle suya vurmasına izin verdiğime inanamıyorum :))
Bazende yemeğini zorluk çıkartmadan kolayca yesin diye tabağa su koyup önüne koyduğum zamanlarda oluyor.Mutfağın bu dağınık ve yer yer ıslanmış hali... Dolaplar,yerler o kadarcık suyla nasıl bu kadar çok yer ıslanır diye düşünüyorum her seferinde.Zor..





Havalar ısınır ısınmaz hemen mini bir tatil organize edip yazlığa kaçtık.
(Bu arada kanaatimce yazın bebekle/çocukla tatile gitmenin bir çok püf noktası var.Hayat kurtaran ürünlerden anı kurtaran ince detaylara kadar.Bu vakit bulup yazabilirsem mutlaka blogumda olmasını istediğim konulardan biri)
Kuzey bahçede bir o tarafa bir bu tarafa derken sokağa taşmak istedi artık,bahçeye de sığamadı.Haziranın 23. de karpuz kabuğu suya düştü.Bizde denize girebildik.Denizden sonra pusetinde uyku, şezlong üstünde uyku mesaisi yaptı küçük adam.Uzun zamandır bu kadar huzurlu hissetmediğimizden olsa gerek ailece bol bol selfie bile çekmişliğimiz var.Yinede akşamları hala serin hava.Denize gitmediğimiz hafta sonlarında  Kuzey'e geçen sene aldığımız korsan çizgi film desenli minik havuzuna su doldurup uyku öncesi enerji attırma çalışmalarıda başarıyla tamamlandı.
Burada sabah dokuz gibi birlikte uyanıyoruz.Bana kalsa biraz daha uyurum.Ama Kuzey ellerimden tutarak çekmeye başlar beni.Bu çekiştirme öncesinde biraz keyif yapıyoruz beraber.Sonra kahvaltı faslına geçiyoruz.Burada kahvaltı yapmayı çok seviyorum,açık havada,bahçede.Ben üşenirsem babamız,taş fırından simit alıyor.Ama illaki kahvaltıda sıcak simit oluyor,mutlaka.
Kuzey'e gün aşırı haşlanmış yumurta yedirebilmek için Ona özel bir tarifle kahvaltılık karışım hazırlıyorum.Diğer günlerde bizimle birlikte masada kahvaltı yapıyor aslında yapmıyor desem daha doğru olacak sanırım.En azından bir bardak sütünü içmesi, biraz fıstık ezmeli simit yada tam buğday ekmeği yemesi,salatalığın ucuna domatesin ortasına bir ısırık atıp geri bırakması O'nada banada yetiyor.
Tabii yaz gelmişken dondurmanın tadına da baktı, ama daha çok külahıyla ilgilendi.Geçen sene bu zamanlar annem Kuzey'e dondurma tattırdığında karşı çıkmıştım.Dondurmanın tadını alırda başka bir şey yemez sandım heralde :)



Öğleden sonra denize giriyoruz.Bütün tatili ve bir günlük planımızı Kuzey'in uyku saatlerine göre ayarladığımız için nasıl organize olacağımızı biliyoruz,çoktan öğrendik.Anne denizdeyken baba plajda,baba denizdeyken anne Kuzey'le plajda yada üçümüz aynı anda deniz kıyısında.Ve bırakacak kimse olmadığı için akşam yemekleri evde.
Bir hafta sonrasında eve döndük ve o kadar deniz aşkından sonra banyoda küvet sefası yaptık bir iki defa.
Anadolu yakasında bebekle yada çocukla gezilebilecek en iyi yerlerden biri Fenerbahçe parkı bence.En azından ben Kuzeyle orada çok daha rahat edebiliyorum.Pusette oturmaya mecbur kalmadan rahatça gezip koşabiliyor oğlum.Bu sayede bende yürüyüşümü yapmış oluyorum.Her an bir yerden araba çıkacak,kaldırımda yürürken arkamızdan bir motosiklet yaklaşacak stresi olmadan,kalabalığın arasından pusetle cambazlık yapmak zorunda kalmadığımız geniş bir park alanı var.
Tabii yazlıkta temiz hava,deniz,güneş üçlüsünden sonra korna sesleri ve kalabalık hiç çekilmiyor.Şanslımıyız şanssızmı bilmiyorum ama bir çocuğum olduktan sonra böyle kalabalık ve kaos dolu bir şehirde yaşamaktan gözüm korkar oldu.
Bu arada Kuzey'den hala ''anne'' yok.Bir ara bir kaç defa söyledi,zor geldi herhalde bıraktı :(




15 Ekim 2014

19. Ay


en sevdiğim mevsim yaz.
güneşi,sıcağı,denizi,denizin kokusunu...
kat kat giyinmek zorunda olmamayı,
seviyorum.
Kuzey için bahçe sezonu açıldı.Zaten suyu ve denizi çok seven bir bebekti hep.İnsan dışarIda oynamaktan bu kadar keyif alan bir çocuğu olunca düşünmeden edemiyor,kış gelince ne olacak? nasıl olacak ?nasıl oyalanacağız? diye.
Mayısın son haftası güneş bütün cömertliğiyle ısıttı bizi.Her gün parka çıkıyoruz.Annemle Kuzeyi parka götürüyoruz,sonrasında uzun sohbetler eşliğinde kahve içiyoruz.Bu aralar hayatı konuşuyoruz sıkça.

Haziran ayının ikinci haftasında (9.haziran) canım arkadaşım Burcu doğum yaptı ve Mert bebek dünyaya merhaba dedi.Bu geliş biraz olsun yüzümü güldürdü.Mert doğduktan hemen sonra hastane odasında bir kaç fotoğrafını çekebildim.Oğlumun gelecekteki kankası.Tabii önce biraz büyümelerini beklememiz gerekecek.





6 Temmuz 2014

18. Ay




Aylar günler hatta saatler akıp gidiyor.
Kuzey büyürken O'nun beni kahve içmeye götüreceği zamanları hayal ediyorum.Kendi yaşımı hesaplıyorum,O'nun yaşını hesaplıyorum.Geride kalan her gün çok çabuk eskiyor artık.Merak ediyorum bu eskidende böylemiydi? yoksa yeni bir hızlı akan zaman kavramımı oluştu bende? Olabilir...Bilmiyorum.Neyse...

Bu ay başında acı bir haberle dünyamız yıkıldı.Hiç içimden gelmedi yazmak uzunca bir süre.
Şimdi Mayıs ancak Temmuzda yazabiliyorum.
Kuzey iyi.
Canım oğlum benim.
Her günümün bir anlamı var seninle...
belkide,
bu hayatın bir anlamı var.



26 Mayıs 2014

16. Ay



Mart 14
Kuzey 16 Aylık.
ben ise dün 32 oldum.
Eski korkusuz ben ve
herşeyden korku duyan yeni ben.
alışmaya çalışıyorum bu yeni Ben'e.
Esasında zorlanıyorum şu halime.
Evham yapmak yada fazla korumacı davranmak istemiyorum hiç bir şey için.
Sakınan göze çöp batar çünkü.Biliyorum.
Kuzey uyuduğunda bir kaç dakika öylece onu izliyorum.İçimden bildiğim bir kaç duayı (mutlaka nazar duasınıda ekleyerek) okuyorum.Ona bakarken aklımdan geçen onlarca güzel şeyin yanına hep aynı soru beliriveriyor,irkiliyorum.Nasıl koruyacağım seni?...
pekihala evde önlemlerimizi aldık.
Ya dışarıda,
Peki ya biraz daha büyüdüğünde yanında olmadığım zamanlarda.
Dua ederken hep iyi insanlar çıksın karşına diyorum senin için.
Bu sadece bir dua,dilek,
Tabiiki kötü insanlarda çıkacak,kalp kırıklıkları yaşatacak sana.





Diş çıkarmaya devam ediyor Kuzey.Arka azı dişler geliyor biraz sancılı bir süreçmiş bu.
Yemek yedirmek, beğendirmek her geçen gün daha zorlaşıyor.
Hatta bir kaç gündür neredeyse doğru düzgün hiç bi şey yemedi.Heralde bana güveniyor.Acıktığında başını göğsüme yaslayıp üstümü çekiştiriyor.Yakın bir zamanda memeden kesmeyi düşünürken O aksine her geçen gün daha da çok bağlanıyor.
Bu arada kestirmeye kıyamadığımız saçları çok uzadı.Aslında kendi adıma konuşmalıyım,zira babasına kalsa o berber koltuğuna oturacak ama...
Evde tırmanmadığı hiç bir eşya kalmadı, masa,sandalye,küvet,koltuk...
Arada yine ufak tefek kazalar yaşıyoruz.
Artık diş fırçalama olayını her akşam yapmaya başladık,Kuzey'de alıştı.Sanırım dişleri çok kaşındığı için itiraz etmiyor,hatta dişlerini fırçalamam hoşuna bile gidiyor.
Havalar biraz daha iyi gidiyor,sık sık parka gidiyoruz ve olabildiğince vakit geçiriyoruz.
Bisikletler çok ilgi çekici geliyor,her gördüğünü  pedalına bir el vuruyoruz.



Hala "anne" demiyorsun Kuzey
Sabırla bekliyorum ve tekrarlıyorum.
Baba,dede,bitti,attı,cici,cikcik,gel,allah allah,dıgıl dıgıl,bıga arada anlamsızda olsa bir şeyler söylüyorsun.
Kitaplara ilgisi arttı.Tek tek sayfaları çevirip,inceliyorsun,bende bir yandan anlatıyorum sana hepsini.

O bebeklikten kalma tombiklik gitti,sanki boy attın gibi bu aralar.Farkediliyor.
Babanla şaşırıyoruz her gün her an her yeni hareketinde şaşırtıyorsun bizi.
Seni çok seviyoruz
Canım oğlum....



17.Ay



Hem korkuyorum,hem seviniyorum.
Çok hızlı geçiyor zaman, çok çabuk büyüyorsun oğlum ya.
Ve her geçen gün biraz daha bağımsız ve özgür olmak istiyorsun.
Yürümeye başladığından bu yana içinde yaşadığımız bu ev senin için en güvenli olacak şekilde yeniden gözden geçirdik ve senin gözünden bakarak yeniden dizayn ettik her şeyi.
Her şeye rağmen içindeki her şeyi öğrenme arzusunun getirdiği merak, kaza geliyor dedi ve parmağın çekmeye sıkıştı.Yanında olmama rağmen hiç bir şey yapadım.Hızlıca kapattın çekmeceyi.
Sen ağlarken benimde elim uyuştu acıdan.
Merhem sürdük,soğuk suya tuttuk.O tırnak bir kaç gün sonra çıktı yerinden.
Bu çekmeceleri açamaman için kilit zımbırtısı aldım ama baban hala onları takacak.
O bu işi yapmayınca bütün dolapları ters çevirdim bende. Her sabah çorabını alabilmek için dolabı kendine çevirip yeniden eski haline getiriyor.Buna rağmen kilitleri takmaya üşeniyor.Neyse...
Bunun öncesinde bende sabah mutfakta elimi yaktım.İkimiz içinde şansız bir aydı sanırım oğlum.



En güzel şey ise üstüste "anne" dediğin bir video kaydı yapmak oldu benim için.
İhtiyaç hallerinde açıp açıp izliyorum,-ayy diyorum ne tatlı kendi kendime.
Maalesef devamı gelmedi tatlı oğlum.
Arka azı dişler geliyor.Sabahları kahvaltı yapmıyorsun,öğlen yemeği yemiyorsun.Bir kaç gün anne sütü dışında hiç bir şey istemedin.Üzülüyormuş insan çocuğu yemek yemediği zaman.Zorla yemek yedirmeye çalışan annelere kızan biri olarak yeniden gözden geçirdim.Belli ki haklılarmış,yinede ben seni yemek konusunda hiç bir zaman zorlamıyorum.
Ve bir kaç gündür geceleri çok sık uyanır oldun.
Havalar ısındı.Her gün seni parka götürmeye çalışıyorum ama bizim park olayımız diğer çocuklardan epey bir farklı seyrediyor.Salıncak,kaydırak hiç sevmiyorsun.Senin olayın merdiven çıkmak,özgürce koşmak ve etrafta gördüğün top,scoter,bisiklet gibi şeyler daha çok ilgini çekiyor.Hatta bende senin peşinde koşarken bir kaç kilo verdim :) Bu iyi bir şey...
Yağmurlu günlerde kaydırakların ucundaki su birinkitisiyle oynamak favori oyunun.Benimse kabusum.
Üstünü ıslattığın için eve dönmek zorunda kalıyoruz.Dönüş yolunda benimle kavga ediyorsun.İzin vermediğim zamanda büyük kavga çıkıyor aramızda.Sen baskın taraf olsan da genelde benim dediğim oluyor.Hastalanmanı göze alamam melek oğlum.
En yakın zamanda bir alışveriş olayına girmem gerekli.Pijamaların küçük gelmeye başladı.Ve yaz için bir şeyler.



Unutmadan;en önemlisi saçlarını kestirdik.Benim için çok radikal bir karardı ama daha çok babanın ısrarıyla ikna oldum diyebilirim.Saçların çok hızlı uzuyor ve uzadıkça ben önlerinden azar azar kesiyordum.Ama biraz biçimsiz uzamaya başladı.Saçların kesilince birden büyüdün gözümde.Sanki bebeklikten terfi etmiş gibi :)
Birde sertifika verdiler elimize ilk saçları başarıyla kesilmiştir diye ve kesilen saçlarından bir tutam iliştirdiler.
Hayatım boyunca saklayacağım hoş bir anı oldu.



13 Mayıs 2014

Buruk Bir Anneler Günü

Tam 7 sene önce;
Mustafa,Seni anlatırken bana "Yasemin teyzem çok başkadır,tanıyınca anlayacaksın,sen kesin çok seversin O'nu" demişti.
Rize'ye geldiğim 2008 senesinin Temmuz ayında o düğün telaşı içinde bile nasılda içten durdun,en yakınımda.
Daha önce alışık olmadığım yakınlıkta.Hiç bir tanıdık yada akrabada olmayan başka bir ilgiyle ve şefkatle.Ama ben biraz daha ileri gidip annem gibi sevdim seni.
Sonra kıskandım keşke dedim içimden benimde böyle bir teyzem olsaymış.Sonra dayanamadım söyleyiverdim yüzüne.
"Oo kızım" dedin."ben seninde teyzenim,Eminem".
Canım canımmm.
Gördüğüm yerleri yeniden görmek değildi Rize'ye gelişimin sebebi.Senin o kederli yüklü hüzün dolu bakışlarına tezat içtenlikle attığın o kocaman kahkayı duymaktı mutluluk.Saatlerce konuştuğumuz zamanlardı mutluluk.Herkes uyusun diye beklerdik,biraz sohbet için.Ben hiç senin gibi birini tanımadım hayatımda.
En önemli zamanlarda hep yanımdaydın hep.
Kuzey'i beklerken yanımdaydın.
Kuzey geldiğinde hastanede benimleydin.Nasıl unuturum bütün gece başımda nöbet tuttuğunu.O gece hiç uyumadan...
Eve geldiğimizde, ağlayarak uyandığım kabus dolu rüyamdan, koşar adımlarla yanıma gelip bana sarıldığını...Nasıl unuturum,
Kuzey'im bir iki günlükken başı senin omzunda bir resminiz var.
Off bütün bunlar çok ağır.
Boğazım düğüm düğüm yutkunsamda geçmiyor o yumruk.

Zaman içinde az ama kocaman anılar biriktirdik geride.O güçlü duruşunla naif yüreğin çatıştı belkide.
Dayanamadı bu zalim dünyaya.

Seni hep anlatacağız,hep konuşacağız yine her zamanki gibi.Aramızdan hiç ayırmayacağız.
Yeni anılar olmayacak yerine koyacağımız,ardında bıraktığın tatlı esintiyle teselli bulabilecekmiyiz?
Bilmiyorum
Artık olmadığını anımsadığımda beynim reddiyor,inanmak istemiyor.Yakıştıramıyorum sana sonsuzluğa gitmeyi.İçim bir buruk.
Her zaman kalbimde olacaksın ve hep anlatacağız seni.
Sohbetini,sesini kaydettim aklıma.Asla unutmayacağım.

13 Nisan 2014

Bahar





Geçen yıl bu zamanlar çiçek açan bir ağacın fotoğrafını çekip "Bahara erdik" yazarak paylaişmıştım 
hiç unutmuyorum.
Hüzünlüydüm o zamanlar,öfkeliydim.
Sanki çiçek açan o ağaç değilde benmişim gibi hissetmiştim.Rahatlamıştım adeta.
Ama o beklediğim çiçeklerin açması için öncesinde kuruyan dallarımı kesip atmam gerekiyordu.
Ben izin vermediğim sürece kimse bizi üzemezdi.
Ne kadar çok seviyoruz halbuki insanların özeline girmeyi,bize ait olmayan sınırların ötesine geçmeyi...

Aradan neredeyse bir yıl geçti.
Görünürde çok fazla şey değişmesede, bir hayalin nasıl gerçeğe dönüştüğüne her gün tanık oldum ben.
Sabırla yeniden çizdim sınırlarımı.
Bazen o çok inandığım şeylerin aslında inandığım gibi olmadığını gördüm.
Bazen vazgeçer gibi oldum, ama hayalimi tam yakalamışken sınırlarıma girenler yüzünden vazgeçmedim.Daha sıkı tutundum onlara ve hayata 
ve hatta sabrıma.





24 Mart 2014

Bebeğiniz Nerede Uyuyor?

             Çocukken en sevdiğim şey uyanır uyanmaz annemle babamın odasına koşup aralarına dalmaktı.Hatta bazı akşamlar uyku saati geldiğinde kitabımla birlikte babamın yanına kıvrılır uyuma numarası yapardım ve içimden beni yatağıma götürmemeleri için dua ederdim.Her seferinde kendimi yatağımda bulurdum o ayrı mesele.Sanırım bu hatırladığım 5 ve 7 yaş aralığında filandım.
Ne zevklidir o anneyle babanın arasında uyumak?!.
Kuzey doğduğunda 2,5 aylık olana kadar ki zaman içinde gece uykularını bizim odamızda, beşiğinde yatarak tamamladı.Tamamlamadı da denilebilir.Zira o kadar sık uyanıyordu ki benim için gündüzün ve gecenin perdeleri aralamak dışında hiç bir farkı kalmamıştı.Yorgunluktan gözlerimin altı şişmişti artık.2 saat kesintisiz uyursam kendimi şanslı hissediyordum.3. ayında bazen 3-4 saat hiç uyanmadan uyuduğu oluyor ama asla 4 saati geçmiyordu.Gündüz uykularınıda bütün gün kucakta meme emerek geçiriyordu.Yerine yatırdığım an ağlıyor ve uyanıyordu.Hatta bir gün annem halime acıyıp Kuzey'i uyutmak için 1 saat filan harcamıştı ve bu arada beni zorla da olsa uyumam için ikna etmişti.

          Çok yorulmuştum.Bazen,''mama ver gece yatırırken kesintisiz uyur'' diyenler oluyordu.Ama bence doymadığı yada aç kaldığı için uyanmıyordu.Sadece emmek istiyordu.Emzik içinde çok fazla ısrarcı olmadım ben.Başlangıçta kısa sürelide olsa az bir şey uyumasına yardımcı olması için (hiç istemeyerek hatta mızmızlanarak) emzik emdi.Ama hiç bir zaman memnun olmadı emzik muhabbetinden ve bir gün hepten attı,istemedi asla.Dediğim gibi bende ısrarcı olmadım.Bana da hep itici geldi emzik.

               Ve bir gün bir arkadaşımla bu konu ile ilgili konuşuyorduk.Oda çok yorgun olduğu zamanlar bebeğini emzirirken uyuya kaldığından bahsediyordu.
Emzirmek ve uyumak.Neden olmasın?..
Kuzey 5 aylık filandı sanırım.Bir gün ona öğlen uykusunda eşlik ettim.
Tabii benim uykum çok hafiftir ve sakin yatarım.Yani yatakta çok dönen ve uykusu ağır biri olsaydım öncesinde cesaret edemediğim bu fikir belki cazip gelmezdi.
Her 15 dakikada yada yarım saatte bir uyanan minik oğlum benimle birlikte epey uzun süre uyumuştu.
Ben dinlendim O dinlendi.Sabah uyanıyor, biraz oynuyor bir saat sonra 1,5-2 saat daha beraber uyuyorduk. O zamanlar gündüz 3 uyku düzeni vardı.En azından bende sabahları uykumu almış, dinlenmiş oluyordum.
O gün bu gündür bazı günler öğlen uykularında Kuzey uyurken yanına kıvrılıyorum.Ve o günlerde Kuzey daha uzun süre uyuyor :)
Tabii artık gündüz uyku sayısı 1'e düştü.
İlk etapta yardımsız ve tek başına koşuşturmak çok yoruyor insanı.Bir süre sonra düzensizlik içinde kendiliğinden bir düzen oluşturmaya başlıyorsunuz.
Benim fikrim bu sakinlik içinde bebeğin kendi düzenini çok daha kolay oluşturabildiği, bir sonraki adımı bazen tahmin etmek hiçte zor olmuyor.


Benim fikrim; bir daha asla geri gelmeyecek olan bu anların sizi en mutlu eden haliyle,içinizden geldiği gibi yaşamanız.



9 Mart 2014

15. Ay


Ve...
bebek görüntüsünden çıkıp artık çocukluğa adım atan minik bir adam var karşınızda.
Bu ay dört tane diş aynı anda çıkmaya çalıştı.Bunun huzursuzluğu biraz olsa da aşırı etkilemedi Kuzey'i.
Bu dişler hepimiz için uykusuz bir kaç geceye mal oldu.
Gündüz uykuları bire düştü ve gece uykuları yavaş yavaş düzene girmeye başladı.Artık daha az uyanıyor derken dilimi ısırmalı mıyım?
Yemek seçmeye başladı.Özellikle kahvaltılar artık beni zorluyor.Kahvaltıda en sevdiği şey süt ve muz.Öğlen ve akşam öğünlerini yine kaşığı iterek,kafasını çevirerek bir şekilde tamamlıyoruz.
Çok yönlü ve sosyal bir çocuk.Değişik ortamlar değişik insanlar minicik bir yabancılama dışında hiç yadırgamıyor,kolay adapte olabiliyor.Parklarda yada dışarıda gördüğümüz minik arkadaşlara ilgi göstermiyoruz henüz.



Yürüme konusunda ustalaştı ama acele acele koşturduğu için kimi zaman düşüyor ve koltukların tepesine tırmandığı için sürekli gözümün üstünde olması gerekiyor.Ufak tefek kazalar atlatıyoruz.Canı acımadığı yada çok ağlamadığı zaman abartı tepkiler vermiyoruz.
Dışarıdan eve dönmek Onu mutsuz ediyor, yani minik bir insan gezmeyi nasıl bu kadar sever :) anlamıyorum.Tam bir gezginci, her yere benimle gelmezse asla olmaz.



Nasıl hızlı geçiyor zaman.Bazen yetişemiyorum zamana.Korkuyorum her anı doyasıya oğlumla yaşayamamaktan.
Hep sağlık,huzur,mutluluk ve şans dolu uzun yıllar diliyorum O'na.
Çok seviyorum seni küçük oğlum....

25 Şubat 2014

5/52


Kuzey'in uyurken çektiğim o kadar çok fotoğrafı var ki. Ben resmen başında dikilip onu izliyorum.Heykeltraşın eserine bakması gibi, bir yazarın kitabını okuyucusuna anlatması gibi...Uzun uzun düşünüyorum aklımda.Ah!.. Annelik...Sen ne garip bir şeysin öyle..
Bu hafta neler yaptık.
Kuzey'in hiç sevmediği bir şey varsa oda alışveriş.Asla pusetinde sessizce oturup işimin bitmesini beklemez.Hızlıca onun için bir şeyler alabildim kaptımda diyebilirim.İçlerinde en sevdiğim H&M den aldığım fotoğraftaki ''I love Mum&Dad'' yazan beyaz pijama takımı.
Yine bir kaç tane uyuyan yakışıklı pozlarımız var.
Hala,babanne ve dedesiyle birlikte Ortaköy'de bir öğlen yemeği yedik.Kuzey beklerken bir süre kalemlerle oynadı.Tabii çabucak sıkıldı.Dönüş yolunda cuma akşamı boğaz trafiğine girdik.Ve arabada Kuzey'le yalnızdık.Oyalanması için ipadde Pepeeyi açtım ve mecburen eline tutuşturdum.Oda iyi güzel izledi.Bana çok komik geldiği için telefonumla resmini çektim.
Evde canı çok sıkıldığında oynadığımız bir oyun  var.Köpük yapmak.

12 Şubat 2014

Bebekle Kış Tatili

Kuzey'le daha önce bir kaç uzak yerlere gittik,tatil yaptık,evimizin dışında kaldık.Daha çok havaların sıcak olduğu zamanlardı tabii.
Evet 7 aylık bir bebekle çekirdek aile olarak tatile gitme cesaretini gösterdim.Sadece koca desteğiyle.Zaten bende bunu seviyorum.Diğer türlü kargaşa oluyor bana göre.Gerçekten ekip gibi çalışıyoruz :)



Havaların epey soğuk olduğu şu günlerde kısa bir tatil arayışına girdik.Ne yapsam ne götürsem yanımda diye biraz araştırdım.Ararken tararken genelde yaz tatili ile ilgili tecrübelere rastladım.
Ve yine kendi bavulumu kendim yaptım:)
Tatil kısa ve hava çok soğuk.
En güzel yanı kendi arabanla çok uzak olmayan bir yer seçmek.
Hıım şunu da belirtmeyelim ki bebek olunca 3 gün içinde olsa 7 gün içinde olsa yanına alman gerekenlerin listesi değişmiyor.
3 günlük için bile olsa iki haftadır bunu planlıyorum.Nereye gitsek ne yapsak diye.
Çok yakın seçenekler arasında:Bolu,Sapanca,Abant,Ağva,Akçakoca gibi yerler var.Buralardaki bazı butik oteller bebek-çocuk kabul etmiyor.Zaten bende buralara gitmek istemiyorum.Bebekle gitmek için akıllıca seçenekler değil.



Ve ben kafamda resmini çizdiğim yeri elimle koymuş gibi buldum.
Ne çok yakın,ne çok uzak.Tam bir kış rotası.Mudanya.
Akşamüstü gibi Mudanya'ya varabildik.Yolculuk feribot dahil 2,5 saat sürdü.Kuzey arka koltukta halasıyla birlikte yolculuk ettiği için fazla zorluk çıkarmadı.
Denizin kenarında 1849 yılında Fransızlar tarafından gümrük binası olarak kullanılmak üzere yapılmış sonrasında istasyon binası olarak kullanılan 164 yıllık bir tren garı burası.Restore ederek otele çevirmişler..Çalışanlar çok nazik ve ilgili.
Otele varınca hepimiz yorgun düştük ve Kuzey'inde uyumasını fırsat bilerek bizde biraz kestirdik.Akşam yemeği için Kıyı Balık adlı restauranta gittik.Mezeler çok lezzetliydi.Mekanda güzeldi.Böyle yerler bende tarihte yolculuk yapıyormuşum hissi uyandırıyor.Kuzey balık çorbasını içtikten biraz sonra restoranın için de koşmaya başladı.Dönüşümlü olarak bizde kendisini kovaladık.
Saat 22:00 yi geçiyordu ki mekandan ayrıldık ve kahve/tatlı için otelin La Gare bölümüne geçtik.Şansımıza canlı müzik varmış.Daha çok Levent Yüksel şarkıları söylendi.Arka fonda gibi huzur verici bir biçimde.
Ben tadını daha fazla çıkarmak isterdim ama Kuzey için odaya dönmek durumunda kaldık.Sandım ki uykusu geldi.O gece saat 1'e geliyordu Kuzey uykuya teslim olduğunda.
           Sabah erkenden uyandık.Kahvaltı yaptıktan sonra otelden ayrıldık.Biraz Mudanya'yı gezdik.Biraz diyorum zira tarihi binalar tadilattaydı.Sonra Soğanlı'ya doğru yola çıktık.17.yüzyıldan kalma tarihi bir mekanda kaldık.Botanik parkın içinde bir konak.
Babamız odada uyumak istediği için biz kendimizi parka attık.Hava çok güzeldi.Kuzey için bol güneş bol D vitamini.Parkta bir saat kadar vakit geçirdikten sonra uyumak için otele döndük.Akşam yemeği için İskender yemeden olmaz dedik.Demez olaydık.Burada saat 18:30 da kapatan değişik türden bir anlayış olduğu hiç aklıma gelmezdi.Ve o akşam 1,5 saat trafik işkencesi ve mecburi Bursa turundan sonra Mavi Dükkan adlı mekanın kapalı olduğunu görünce bütün sinirlerimiz bozuldu.Saat 21:00 de öğle ve akşam yemeği birleşmiş bir şekilde yemeğimizi yiyebildik.Ama ne yemek!!!Kuzey trafikte arabada çok sıkıldı ve doğal olarak artık mama sandalyesinde oturmak istemedi.




Yorgun argın otele döndük.Bu arada suitte hamam vardı.Bu beni birazcıkta olsa neşelendirdi.Oğlumla birlikte hamam sefası yaptık.Maşrapayı bırakmak istemediği için ağladı ve 1 saat filan elinden bırakmadı.Neyse ki artık yoruldu ve o akşam beni yormadan uyudu.
Sabah kahvaltıdan sonra Bursa'ya doğru yola çıktık ve Bursa Hayvanat Bahçesini gezdik.Kuzey'i Ergoya taktım.Pek memnun olmadı ama arabasında oturmaktan daha az itiraz ettiği kesin.
Aklıma çocukluğum geldi.Babamın bizi Gülhane Parkına götürdüğü hafta sonları.Nasıl geçti bu kadar çabuk zaman diye düşünmeden edemedim.
Kuzey esnemeye ve huysuzlanmaya başlayınca turu hızlıca bitirdik.Tekrar yola koyulduk.5 dakika sonra minik adam koltuğunda uyuyakaldı.O uyurken Yalova'ya kadar rahatça geldik.Feribota bir kaç saat zamanımız olduğu için termale doğru gittik.Tabii ben en son çocukluğumdan aklımda kalanı ile hatırlıyorum buraları.Ne kadar değişmiş.Kuzey termale varmaya yakın uyandı.Yemeğimizi yedik,minik adam için şansımıza brokoli çorbası varmış.Çorbayı çok sevdi bir kaseyi hüpletti.Bende evde yapmak üzere mutfaktan tarifi aldım.


Feribottan inince Kuzeyi Yalova'nın havası çarpmış olacak ki eve kadar tekrar uyuyakaldı :)
3 gün 2 gecelik tatil böyle geçti.Cuma günü döndük ve bugün Pazar olmasına rağmen hala çok yorgunum.
Yinede tatil çok keyifli geçti.
Doğru mekanlarla mutlu bitirdik kısa tatilimizi.


10 Şubat 2014

4/52

Bu haftanın fotoğrafı


Kuzey'in doğum günü albümü için çektiklerimin arasından seçtim.
Saçlarının rengini çok seviyorum

31 Ocak 2014

3/52

Bu hafta... 
pasta yerken :) 
ve evde ki bütün çekmeceleri karıştırmak, en sevdiği şey.





Sebzeli Yoğurt Çorbası

Kuzey'in 1 yaş kontrolünde doktorumuz artık ayrı yemek pişirmeye gerek yok demişti.Kendiniz için yaptığınız yemeklerden verebilirsiniz.
Ben ayrı pişirmeye devam diyorum zira Kuzey için farklı bir alış-veriş listem var.Sebze ve meyvelerini organik pazardan aldığım ve yemeklerine tuz eklemediğim için açıkcası her hafta değişen menüsünde ne yediğinden emin olmak içimi rahatlatıyor.
Kuzeyin asla hayır demediği çok sevdiğimiz bir çorba,




Malzemeler
1 çay bardağından iki parmak az bulgur
1 yumurta sarısı
1 kaşık un
1 su bardağı yoğurt (ev yapımı)
1 tane orta boy havuç 
1/4 kereviz (baskın koku ve tadından dolayı minik bir parça ekliyoruz)
1 litre kaynamış su
Tereyağı ve kuru nane

Yıkadığımız bulguru 10 dakika suda haşlıyoruz.Yoğurt,yumurta sarısı ve unu birlikte çırpıyoruz.Kaynayan bulgurun suyundan karışıma ilave ederek ılıştırıyoruz.Bu önemli çünkü yoğurdu ılıştırmadığınız takdirde kesilecektir.Rendelediğimiz havuç ve kerevizin ardından yoğurtlu karışımıda yavaş yavaş ilave ediyoruz.Kaynayana kadar karıştırıyoruz.Kaynadıktan sonra bir beş dakika daha pişirebilirsiniz.Tereyağını ve nanesinide ekledikten sonra çorbamız hazır.

18 Ocak 2014

17 Ocak 2014

14. AY


Bu ay fark edilir biçimde boy attın.Ayakları sarkan tek parça tulumların şimdi üstüne tam oluyor.
Bazı t-shirtlerin belden kısa geliyor.
Koltuklara tek bir hamlede çıkabiliyorsun, bazen evdeki rutin işlere dalıp koltuklara çıkabilme ihtimalini unuttuğumu düşünüyorum.Yüksek yerlerden ayaklarının üzerine inmen gerektiğini öğrenmiş olsan da yinede düşeceksin diye endişeleniyorum.


Çok çok çok hızlısın, genelde koşar adımlarla yürüyorsun.Bazen acele ettiğin için düşüyorsun.
En son parkta yüzünün üstüne düştün evet oğlum, annen seni tutamadı ve burnunun üstü yara oldu.Bu beni ve babanı çok üzdü.


Senin nasıl bir bebek olacağını hep çok merak ederdik.Artık çocukluğa adım attığın bu aylarda kişiliğin ve karakterinle ilgili daha fazla ipucu veriyorsun.Komik bir çocuksun.Bu tarafını çok seviyorum.
Bize kızdığın zaman çığlık atıyorsun, heyecanlandığında ki bu en çok karıştırmak için bir şeyler bulduğunda oluyor,kendine özgü komik sesler çıkarıyorsun.
dıkıde dıkıte tıkıteee... :))
Ba-baa,de-dee,ma-maa,geel,ee-ee.. hala anne yok :(





























Seni çok seviyorum bebeğim 

Bomba Kahvaltı





2 tatlı kaşığı organik irmik
1 bardak su
1 yumurta sarısı (haşlanmış)
1 çay kaşığı ezilmiş/dövülmüş fındık,ceviz,badem içi
1 çay kaşığı organik pekmez
1 ceviz büyüklüğünde tuzu alınmış peynir (1 gece önceden suda bekletilmiş)
yarım dilim muz yada elma yada armut
minicik bir parça hakiki tereyağı








Kalorisi yüksek bir kahvaltı...
Öncelikle irmiği suda kaynamaya başladıktan sonra 1-2 dakika daha karıştırarak pişiriyoruz.
Ezdiğimiz meyve ile irmiği ve pekmezi,dövülmüş kuruyemişi,peyniri ,tereyağı karıştırıyoruz.

Kuzey sevmediği için ayrı bir kasede yumurta sarısını azıcık irmikli karışımla ezerek kaşığın ucuna biraz ondan biraz diğer karışımdan aynı anda vererek yedirebiliyorum.
Yumurta sarısını gün aşırı bu karışımla birlikte veriyorum.

16 Ocak 2014

1 / 52

2014 yılının ilk haftası...
Şansımıza Kuzey yılbaşı akşamı erken uyudu.Bir sonraki gün babamızda evde olduğu için birlikte parka gittik.
Güzel başlayan park aktivitemiz Kuzey'in yüzünün üzerine düşmesiyle tatsız bir şekilde son buldu.Burnunun üstü soyuldu ve hafif yara oldu.Ama bir kaç gün içinde geçti.
Oyuncaklarından çok tencereler ve tavalarla oynamayı seviyor,arada bir oyuncaklarına yöneliyor :)
Yorulunca başını yastıklara koyup dinleniyor.
Bazen bana yardım ediyor.Birlikte evi süpürdük bile.
Çekmece açıp kapatmak,karıştırmakta favori oyunlarımız.Arada bir parmağını sıkıştırsa da hiç vazgeçmiyor.
Ben mi? Yoğurt mayalamaya ve Kuzey'in sevdiği mamaları pişirmeye devam ediyorum :)

12 Ocak 2014

13. AY


Son kontrolde doktorumuz Kuzey'i bir yaşına geldiğinde yeniden görmek istedi ve ekledi.
''Doğum gününde getirmeyin, o gün eziyet olmasın!'' Ah, evet bunun ne demek olduğunu biliyorum aşı ve kan alma.Çok stresli gerçekten.Şimdi daha farklı,artık anlıyor her şeyi.Korktuğum da oldu.Aşı sırasında zaten çok ağladı ve sıra kan almaya gelince hemşireler tombiş kollarında damar bulamadılar.O öyle bekledikçe çığlık çığlığa, daha fazla dayanamadım ve bıraktırdım.Bu kan alma olayı biraz dursun bakalım.
Doğum günü partisinde  yedi sekiz adımdan sonra dengesini kaybedip ellerinin üzerine düşen,öncesinde ise denge sağlamak için sol elini açarak havada tutan minik oğlum yürüme konusunda tamamen kendini aştı :)
Artık yürürken kimseye ihtiyacı yok.Tam anlamıyla 11. ayın içinde yürüme denemelerine başlamıştı.İlk adım bisikletini O'na gösterdiğim gibi iterek kısa zamanda yürümeyi çözdü diyebilirim.Bu ilk adımları yakalamakta bana kısmet oldu.Bu özel anı kaydedebildiğim için ayrıca mutluyum.

Bu ay ilk kar yağdı.Biz hasta olduğumuz için pencereden izlemekle yetindik.Çok keyifliydi hastalık dışında.Biz dışarı çıktığımızda öğleden sonraydı ve karlar erimeye başlamıştı.Kuzey'i bahçeye indirdim amacım ilk defa kar gören oğlumun bir iki fotoğrafını çekebilmekti.Ama korktu ve sonrasında uykusuzlukta eklenince çok ağladı.
Doğum günü öncesinde başlayan koşturmaya istinaden bu ay daha sakindim.
Kuzey'in sabah,öğle,akşam ve ara öğünlerini hazırlamak,uyutmak,emzirmek,avutmak,yürümesine yardım etmek,oyalanmasını sağlamak,sosyalleşmesi için oyun ortamı sağlamak,altını değiştirmek,sürekli kirlenen üstünü değiştirmek ve diğer her şey için ekstra enerjiye ihtiyaç duyuyorum.Artık bütün bunları yapmak eskisine göre çok daha fazla zor.

Dışarı çıkarken giyinme seramonimiz için yarım saat,araba koltuğuna oturmaya ikna etmek ve kemerlerini bağlamak,yolda oyalanmasını sağlamak,gideceğimiz yere ulaştığımızda bagajdan arabasını çıkarmak ve oto koltuğundan kurtulduğu için sevindiğinde, pusetine oturması için yeniden ikna etmek.Yorucu ama benim için bu alışık olmadığım düzen mükemmel işliyor.
Biliyorum,annem kesinlikle benimle gurur duyuyor.

Evdeki minik mikser yürümeye başladığından bu yana sanki her şeyde bir tehlike gizliymiş gibi gelmeye başladı bana.Özellikle mutfak Kuzey'in evdeki en favori mekanı.Kendi boyundaki çekmecelerden gözüne kestirdiğini salona taşıyor.Öyle ki salonun orta yerinde duran tava,koridorda ki kepçe artık görmeye alışık olduğumuz manzaralar.Evin bütün odaları yeniden organize edildi.Mutfakta aradığım hiç bir şeyi bulamıyorum,salondaki eşyalarımız duvara dönük.O koruyucular bizim küçük adama tesir etmedi.En son salonda ki büyük sehpanın köşelerine yapıştırdığımız lastiklerden yemeye kalkınca tehlikeli eşyalara koruyucu takmaktansa ortadan kaldırmanın daha uygun olduğunu düşündük.

Oğlum ya,tatlı oğlum...
Sen uyuduğunda ev o kadar sessiz ki...
Bazı günler uyusan diye gözünün içine bakıyorum ya hani, o iki saatlik uyku diliminde bile hemen canım sıkılıyor.
Ne yapacağımı bilemiyorum.Sen doğmadan önce yaptığım her şey önemsiz
geliyor.

Anlamsız şeylerle meşgul olup uyanmanı bekliyorum aslında.
Yanımdayken bile özlüyorum kokunu.



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...